Son Yazılar
Yükleniyor...
Son Yazılar Güncel Blog Güncel Paylaşım..

Gebelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler

7 Aralık 2012 Cuma

Hamilelik dönemlerinde dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.Bunlara özen göstermeniz hem sizin için hemde bebeğiniz için oldukça önemli faktörlerdir.Bunları şu şekilde sıralayabiliriz;

igara ve alkol kullanmayınız.
Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak kullanınız.
Uzun süre ayakta durmayınız.
Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız.
Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz.
Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı :-):-):-):-)l, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durunuz.
Yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
Bol ve rahat giysileri seçiniz.
Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz.
Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz.
Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız.
Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile, yavaş hareketlerle dişlerinizi fırçalayınız.
Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız.
Her türlü canlı aşıdan sakınınız.
Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.
Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapın.
Meme bakımına özen gösteriniz.
Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sutyen giyiniz.
Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız.
Bol su içiniz.
C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turunçgiller, süt ve süt ürünleri) seçiniz.
Lifli besinleri tercih ediniz.
Gebelik boyunca 10-12 kg’dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz.
Gebeliğiniz boyunca cep telefonunuzu karın bölgenizden uzak tutunuz

Ihlamur Çayının Faydaları

Özellikle de içinde bulunduğumuz bu kış aylarında ıhlamurun çok şeye faydası vardır. Ihlamurdan kısaca bahsedecek olursak eğer. Ihlamur ağaçları oldukça hızlı büyüyen ağaçlardır 15-25 metreye kadar uzaya bilir.Sağlığa faydalı olan bölümleri Sarı be Beyaz rente çiçekleri ve yapraklarıdır.Çiçekleri bahar aylarında açar ve bu mevsimde toplandıktan sonra kurulur.Ihlamurun faydaları ise şunlardır;

Cilt Lekelerinden Kurtulma Maskeleri

Siyah Noktaları Temizlemede Kullanılabilecek Yöntemler, Siyah Nokta, leke temizleme Tarifleri

Siyah Noktaları Temizleme Maske Tarif 1 :
Birer tutam nane, yabani kekik yaprağı, ıhlamur bir kaba konulup yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır.

Benler ne zaman tehlikeli olur?

6 Aralık 2012 Perşembe

Hemen herkeste bulunan benlerin çoğu zararsız olsa da, bazıları erken müdahale edilmediğinde yaşamı tehdit eden cilt kanserine dönüşebiliyor
Dünyada görülme sıklığı oranı en hızlı artan kanser türlerinden biri olan Malign Melanom lezyonlarının yüzde 70’i cilt üzerinde gelişirken yüzde 30’u da bir ben üzerinde oluşuyor.
Bu kanser türü hızla bölgesel lenf düğümlerine, ardından tüm vücuda yayılıyor ve bu süreçte tedavi şansı önemli ölçüde ortadan kalkıyor. Ancak erken evrede tanı konulduğunda etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, vücudunda çok sayıda beni olan kişilerin yıllık olarak dermatolojik muayeden geçmelerinin son derece önemli olduğunu belirterek, “Ancak değişik görünümlü, hızlı büyüyen ve pigmente olan bir lezyonun saptanması durumunda ise zaman kaybetmeden acilen bir dermatoloji uzmanına başvurmalı” diyor.
MALİGN MELONOM ÖLÜMCÜL OLABİLİYOR

Cilt kanserleri kabaca melanom ve melanom dışı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Malign melanom deriye rengini veren ve melanosit adı verilen hücrelerden gelişiyor. Cilt kanserleri arasında yüzde 4 oranında görülmekle birlikte en ölümcül seyreden kanser olması nedeniyle önem taşıyor.
Yapılan araştırmalar bu ölümcül kanser türünün son yıllarda 2 kat artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Artışın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, ozon tabakasında meydana gelen hasar, güneş ışınlarına daha fazla maruz kalma, çocukluk çağında oluşan güneş yanıkları belirlenen en önemli risk faktörlerini oluşturuyor.

KURU GÖZ SENDROMU NEDİR?

KURU GÖZ SENDROMU NEDİR?
Gözyaşı; rüzgar, toz ve duman gibi çeşitli faktörler yüzünden kirlenen göz yüzeyini temizlemek ve kornea yüzeyinin tahriş olmasını engellemek gibi önemli bir işlev üstleniyor. Gözün kırpılması sonucu gözyaşı gözün yüzeyine tamamen yayılıyor ve bu yüzeyi nemlendiriyor. Ayrıca gözü toz ve is gibi etkenlerden temizliyor. Gözyaşı eksikliğinde ise bu yüzey nemsiz kalacağı için yanma, batma ve kızarma gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Gözyaşı bezlerinin yeterince çalışmaması ve bulunulan ortama bağlı olarak gözyaşı ihtiyacının artması, kuru göz sendromuna neden oluyor.
Kuru göz oluşumunda öncelik bulunulan ortaın uygun koşullarda olmasını sağlamak. Dış etkilere, özellikle güneş ve rüzgara karşı koruyucu güneş gözlükleri kullanmak gerekiyor. Buna rağmen şikayetler geçmiyorsa suni gözyaşı ve bazı damlalar kullanılıyor. Sorun tıbbi tedaviye yanıt vermezse gözyaşı kaybını önlemek için gözyaşı kanallarının olduğu bölüme cerrahi yöntemle tıkaçlar konuluyor.
KURU GÖZ SENDROMUNU ÖNLEMEK İÇİN…
-Odanızda yeterli aydınlatma sistemi sağlayın.
-Her 45 dakikada bir gözlerinizi dinlendirmeyi unutmayın.
-Gözlerinizi ekrandan sık sık uzaklaştırıp, kırpın.
-Düzenli uyumaya özen gösterin.
-Bulunduğunuz ortamı mümkün olduğunca havalandırarak nemlenmesini sağlayın. Eğer odanızı havalandıramıyorsanız buhar makinesinden yararlanabilir veya radyatörün üzerine su yerleştirebilirsiniz.
-Bilgisayar ile aranızda 60-70 santim olmasına ve bilgisayar ekranının 20 santim altta olmasına dikkat edin.

Soğuk Havanın Faydalarıda Var !

4 Aralık 2012 Salı

Kim demiş soğuk hava her zaman zararlıdır diye? Tıp, soğuk havayı hatta kar ve buzu bile bazı hastalıkların tedavisinde kullanıyor zaman zaman. Bunlar hangileri mi? İşte cevabı...

Cilt lekelerini gideriyor: Leke üzerine uygulanan basınçlı buz, cilt üzerinde bulunan, siğil, doğum lekeleri ve yanık lekelerini yok edebiliyor.Bu yöntemde özel bir aparatla çok ince buz parçalan yüksek basınçla cildin alt tabakalarına gönderiliyor ve tekrar emiliyor.Böylece cildin o tabakasının kendi kendisini yenilemesi sağlanıyor. Cilt kendi kendini yenilediğinde de lekeler ortadan kalkıyor. Yöntem güzellik merkezlerinde uygulanıyor.
Baş ağrıları üzerinde etkili: Uzmanlar soğuğun baş ağrısını gidermede de etkili olduğunu söylüyor.Bunun için başınızda ağrı hissettiğinizde bir poşete buz doldurun ve ince bir beze sarılı biçimde ağrıyan bölge üzerinde uygulayın. Soğuk, hassas olan sinirleri yatıştırıp uyuşturarak ağrıyı azaltacaktır.
Ayrıca, şiddetli diş ağrılarınız olduğunda, yanağımızın üzerine koyacağımız buz torbası ağrıyı önemli ölçüde dindiriyor.
Hematomları yok ediyor: Soğuk kompres, damarlara doğrudan etki ederek yumuşak dokular arasında kanın toplanmasını yani hematomu azaltarak ödem oluşumunu engelliyor.Bu yöntemden faydalanmak için, uzmanın önerdiği bir süre ve sıklıkla ( 48- 72 saat boyunca, genellikle 1/2- 1 saat ara ile 8-10 dakika kadar) buzlu kompresin o bölge üzerine uygulanması gerekiyor.
Eklem ağrılarını azaltıyor: "Kriyoterapi" (buz tedavisi) adı verilen bu yöntemle vücudumuzdaki çeşitli romatizma, eklem ağrıları veya şişlikler azaltılabiliyor.Çünkü soğuk, damarları sıkıştırarak her türlü eklem ağrılarını önemli ölçüde yok ediyor. Bu yöntemi kliniklerde yaptıracağınız gibi tekniklerini öğrenerek evinizde de uygulayabilirsiniz.Bunun için ağrıyan bölgeniz üzerine buz torbası koyarak kompres yapabilirsiniz. Soğuk etkisini 20 dakika içerisinde gösterecektir.Ancak deriye doğrudan temas ettirmeden bir beze sararak uygulamak daha faydalı olur.
Saçları canlandırıyor: Dökülen saçlarınızın yeniden çıkmasına yardımcı olabilmek amacıyla başınıza yaklaşık 0 derecede hazırlanmış buz torbası ya da özel hazırlanmış bir kasket yerleştirebilirsiniz.Uzmanlar, soğuğun etkisiyle birlikte, saç derisinde bulunan kan damarlarının büzüldüğünü ve saç köklerinin canlandığını anlatıyor.

Ayak Sağlığında Doğru Bilinen Yanlışlar

3 Aralık 2012 Pazartesi

Ayak sağlığına dikkat eden bir toplum olduğumuz söylenemez. Oysa omurga ile ilgili birçok rahatsızlığın temelinde ayak sağlığına gerekli önemin verilmemesi yatıyor. Üstelik konuyla ilgili kulaktan dolma bilgiler ve doğru bilinen yanlışlar bir hayli fazla...
Başparmak çıkıntısında gece makarası, parmak arası silikon tedavi edicidir (YANLIŞ)
Başparmak tedavisinin tek cöçümü ameliyattır. Aparatlar sadece hastanın ağrısını gidermede kullanılır.  

Başparmak çıkıntısının ameliyattan sonra tekrarı sık görülür (YANLIŞ) 
Başparmak çıkıntısında doğru cerrahi teknik kullanıldığı sürece tekrarlama son derece az görülür. 

Başparmak çıkıntısının nedeni giyilen ayakkabının kötü olmasıdır (YANLIŞ) 
Başparmak çıkıntısının ana nedeni genetik alt yapıdır. Bu hastalarda ayakta düz tabanlık ya da yüksek kavis gibi basma kusuru vardır. Bununla birlikte arka ayak adalesi olan aşil kısalığı da mevcuttur. Kötü ayakkabı ile durum sadece tetiklenir. 

Başparmak çıkıntısı tedavisinde, çıkıntının törpülenmesi ana tedavidir (YANLIŞ) 
Başparmak tedavisinde doğru tedavi mevcut olan basma kusurunun düzeltilmesi ve gerekirse aşil tendonun uzatılmasıdır. 

Herkes ortopedik ayakkabı kullanmalıdır ya da bunlarla rahat eder (YANLIŞ) 
Kişilerde ayak kavisinin yapısı ihtiyaç duyulan ayakkabıyı belirler. Düz tabanlıkda yüksek kavise göre ayakkabının şekli belirlenir.

Tırnak batmasında tırnak çekimi tedavisi yapılırsa tedavi sağlanır (YANLIŞ)  
Tırnak batmasında bozulmuş olan doku tırnak yatağıdır. Yapılacak işlemin tırnak yatağını düzeltmek üzere yapılması gerekir.

Çocuklarda içe basma tabanlık kullanılarak düzeltilebilecek bir durumdur (YANLIŞ)
Çocuklarda içe basmada kalça açısal bozukluğu, düz tabanlık kaval kemiğinin şekilsel bozukluğu gibi farklı etkenlere göre tedaviler farklı şekillerde yapılır.

Kış Hastalıkları

2 Aralık 2012 Pazar

Kış mevsiminde ülkemizde yaşanan soğuk havaya bağlı olarak nezle, grip, faranjit, larenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit, zatürre gibi hastalıkların görülme sıklığı artıyor. Enfeksiyonlar özellikle, çocukları, yaşlıları, hamileleri, kronik sağlık sorunları olanları olumsuz etkiliyor.
Kış mevsiminde soğuk havaya uyum sağlamak için vücudun daha fazla enerji harcadığına dikkat çekiliyor.  Bu enerji ihtiyacı karşılanmadığında da vücut direnci düşüyor, enfeksiyonlara yatkın hale geliyor. Soğuk kış iklimde yaşayan ve yıllarını geçiren insanların soğuk havaya uyumuyla ılıman iklimde ve zaman zaman soğukta yaşayan insanların uyumunun farklı olduğu belirtiliyor.  Soğuk, özellikle akciğerin akut veya kronik tüm hastalıklarını tetikler. Bronşit, astım gibi sağlık sorunları daha sık görülür. Ayrıca kronik böbrek ve diyabet hastaları, kalp hastaları, by-pass geçiren kişiler aşırı soğuklardan çok daha fazla etkilenirler. Kışın ortaya çıkan hava kirliliği de soğukla birleştiğinde sorun büyür.

Zatürreye dikkat
 Kış mevsiminde artış gösteren ve iyi tedavi edilmediğinde ölüme bile yol açabilen hastalıklardan biri de zatürre. Akciğerlerin iltihabi bir hastalığı olan zatürrede, akciğerlerde bulunan hava kesecikleri, iltihabi bir sıvıyla dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş fonksiyonu bozulur, kanda oksijen düzeyi azalır. Bunların sonucunda hücreler normal fonksiyonlarını yerine getiremez ve hatta bu nedenle ölüm bile görülebilir. Amerika'da bile halen ölüme yol açan hastalıklar arasında zatürre altıncı sırada yer alıyor.

Kış hastalıklarından nasıl korunabilirsiniz?
Kış mevsiminde enfeksiyonlar ağır geçtiği için korunma tedbirlerine özen gösterilmesinde yarar var. Yaşlıların, çocukların, kalp, astım, diyabet gibi sağlık sorunları olan kişilere havanın çok soğuk olduğu günlerde mecbur kalmadıkça sokağa çıkmaları önerilmiyor. Giyime özen gösterilmeli, soğuktan koruyacak biçimde giyinilmesinin yanısıra aşırı terlememeye dikkat edilmelidir.
-Kış ve soğuk diye fazla enerji almak iyi olur. Ancak aşırı yağlı yemek ve az hareket, kilo almaya neden olur. Bu yüzden öğünler muntazam yenilmeli. Sabah kahvaltılarına ve enerji verecek mevsim meyve ve sebzelerine de ağırlık verilmeli.
-Soğukta özelikle hamileler mevsim hastalıklarına yakalanmamaya özen göstermeli, toplu yerlerden uzak durmalı, maske ile korunmalı.
-Astımı olanların ilaçlarını düzenli almaları, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları, hava kirliliğinden, soba ve kömür etkisinden sakınmaları gerekiyor.
-Kalp hastalığı olanların çok soğukta yürümemelerini öneriyoruz
-Yüksek tansiyonu olanların da ilaçlarını titizlikle kullanmaları, direnç artsın diye diyeti bozmamaları, tuzlu yememeleri büyük önem taşıyor.

Gripten Korunmak

Gripten Korunmanın Yolu Sağlıklı Beslenmeden Geçiyor

Soğuk havalarla birlikte kış hastalıklarının da görülme sıklığı arttı. Ani ısı değişiklikleri halsizlik, baş ağrısı ve yorgunluğa neden olurken; grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalık da yaygınlaştı. Sağlıklı kalmak içinse dengeli ve yeterli beslenmek altın kural olarak gösteriliyor.

Taze sebze ve meyve tüketin

Hem kış hem de yaz aylarında düzenli bir beslenme programı için; et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin gruplarının dengeli bir biçimde alınması gerekiyor. Özellikle taze sebze ve meyveler soğuk havalarda da sağlıklı kalmak isteyenlerin imdanına yetişiyor.

Enfeksiyondan korunmak için bol bol balık, süt ve yumurta tüketin

Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Bu besinlerin belirli ölçülerde tüketilmesi hastalıklardan korunmada önemli rol oynar.

C vitamini kurtarıcıdır

C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır.

E vitaminini fındık, ceviz ve bademden alabilirsiniz


E vitaminin vücut çalışmasındaki en önemli görevi antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Çinko eksikliği hastalık nedeni

Vücuda yapılacak çinko desteği fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi iyileştirir, yaşamı tehdit eden enfeksiyonların sıklığını da azaltır. En iyi kaynakları; kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Diğer kaynakları; fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagiller olarak sayılabilir.

Bırakın yoğurt ve kefir sizi korusun

Florayı güçlendirerek gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına karşı direnç oluştururlar. Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutarlar. İmmün fonksiyonlara(bağışıklığa) destek verirler. Antitümör özellik gösterirler. Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyüme ve gelişmesini sağlayan, aktivitelerini artıran sindirilmeyen karbonhidrat bileşikleridir. Prebiyotikler ise başta anne sütü ve lifli gıdalarda  (enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi ) bulunurlar. Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır
Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır.

Doğal şifa kaynağı bal


Bal enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra; baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı önerilmiştir.

Faydası kokusundan ağır basıyor


Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Sarımsağın bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek kansere karşı etkili bir silah olabileceği belirtilmektedir.

Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar


Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sisteminin, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir.

Her nar tanesi bir ilaç

Nargiller familyasının örnek bitkisidir. Nar meyvesi ismini Latince’de ‘çok tohumlu’ anlamına gelen ‘pomegranate’den almıştır. Nar suyunda anthsiyaninler ve güçlü antioksidant flavonoidler nar suyunun rengini sağlarlar. Nar antioksidan ve anti-tümör etkisinden dolayı ilaç olarak da tanımlanabilir.

Ara öğünlerde kayısı tüketin

Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır.

En zengin meyve kivi

Kivi dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde besin maddesi yönünden en zengin meyvedir. Kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca magnezyum içeriği bakımından da en zengin, yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile yine meyveler içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir. Kivi, karotenoidler (beta karoten, lutein ve ksantofil), fenolik bileşikler (flavanoidler ve antosiyaninler) ve antioksidant içerikleri yönünden de oldukça önemli meyvelerdendir.

Bitki çayları soğuk havalarda tordu bir tercihtir


Özellikle kuşburnu, ıhlamur, ahududu, böğürtlen bu dönemde antioksidanca zengin olanları olarak sıralanabilir. Limonla zenginleştirerek kendinize doğal bitki çayları karıştırabilirsiniz.

Bu içerik www.memorial.com.tr 'den alınmştır.

Meme Kanseri Belirtileri

29 Kasım 2012 Perşembe

 Kadınların korkulu rüyasıdır aslında bu hastalık. Hatta günümüzde daha fazla yaygınlaşmış olmasıda üzücü bir nokta.Ancak meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir. Öyleki kadınlar evlerinde kendi kendilerini muayene edebilirler.Bu muayene esnasında bazı belirtilere rastladıklarında belki de onlar için önemli bir şeyi farketmesini sağlayacaklar. Peki nedir bu belirtiler;
Göğüs Bölgesinde Sertlik
Meme başında kanlı ve sulu akıntılar
Ciltte oluşan değişiklikler
Meme başında çekilmeler
Meme cildinde çekilmeler
Koltukaltı lenf bezlerinde ele gelir sertlikler
Memede büyüme
Meme damarlarının daha belirgin hale gelmesi
Memede şekil bozuklukları
 Evet, yukarıda maddeler meme kanserinin bazı ve en önemli belirtileridir.Sizlerde bu belirtilerden birini rastladığınızda vakit kaybetmeden doktora başvurun.

Popüler Yayınlar

Sponsor Ol

Son Yorumlar

 
Sponsor Linkleri : Bedava İngilizce Dersleri | Link Ekle | Kişisel Gelişim Sitesi
Copyright © 2013. Hayat Denen Yolculuk - All Rights Reserved
Hazırlayan Kendini Geliştir Ekibi Güncel Blog Güncel Blog
Proudly powered by Blogger